"Kendini bilen insan, herkesi bilebilir.
Herkesi bilen, istediği her şeyi elde edebilir.
İstediği her şeyi elde eden, bilgeliğe ulaşabilir.
Bilgeliğe ulaşan, aslına döner."


Bilgisayarımın başına oturduğumda, birden tuhaf geldi bir biyografi veya CV’den farklı olarak kendimden söz etmek; hiçbir kural veya kalıba uymadan, öylesine beni yazmak. Gerçekçi bir mütevazilikle yazma dileğindeyim.  Ama nereden ve neden başlamalı? Ne kadar geçmişten? Belki de sadece hayallerden söz etmeli...

Kendime ait en erken yaşlardan hatırladığım iki şey var; birincisi bitip tükenmek bilmeyen bir merak ve yaratıcılık,  ikincisi ise Yaratan ile bağlantım.

Çok küçük bir kızken, her gece pencereden dışarı bakar, yıldızlarla sohbet eder, uzaylıların bana görünmesini ve dünyadan birilerini alacaklarsa, o kişinin ben olmasını dilerdim. Sanki yıldızlar sürekli bana birşeyler hatırlatıyor ve hatırlatmalar da farklı ilhamlar veriyordu. Ve ben her seyre dalışımdan sonra, bir şeyleri sanki çok derinden duyumsar ve bu duyumsamaları bir şekilde ifade etme yolları arardım. Küçüklükte keşfettiğim yolum, kendimi evimizin salonuna kapatmak ve sonsuz hayallere dalmaktı. Yirmili yaşların başında modacı olmam, bu açıdan düşündüğümde, sanırım tesadüf değildi. Markalar ve firmalar yarattım, sayısız projeler ve alanlarında ilk sayılacak çalışmalar geliştirdim. Çok net söyleyebileceğim bir başka şey, tüm merakımı giderebilmek için sürekli okuduğum ve gözlemlediğimdir. Bunların sonunda sıklıkla,  sessizliklerin içinde sessizliği deneyimledim. Bana fısıldanan yaşam anlarını şiir ve yazıya dökmeye çalışıyordum; lakin bazen kelimelerin anlamsızlığı beni yeniden sessizliklere itiyordu. Öyle bir an geldi ki yaşamımda, başka ifade tarzları gerekti. O zaman resim yapmaya başladım. Ama renkler ve şekiller de çoğu zaman ifadeden yoksun kaldı. Şimdilerde dans ediyorum ve sanki evrenle birlikte bitmek bilmeyen bir şarkıya eşlik ediyorum. Her hareketin beni bütüne yaklaştırdığının farkında olarak, rezonansı deneyimliyorum. Ve evet, müzik öğrenmeye başladım. Kafamın içindeki orkestrayı duyulabilir sese dönüştürebilmek için, müziği anlamaya ve ifade edebilmeye çalışıyorum.

İkinci hatırladığım şey, her zaman çok daha netti kafamda. Herhangi ülkede doğmuş ve aynı ülkede ölmüş olmanın dar kalıpları ötesinde,  tüm dünyayı gezebileceğim, her din ve kültürü tanıyabileceğim bir hayat diledim kendime. Çünkü ne ve kim olduğuma bunların sonunda  karar vermek istedim.  Ve evet, tam da böyle bir hayatım oldu: Pek çok dini, kültürü, dili, ülkeyi ve yaşamı gezmek, dahası şahsen deneyimlemek kısmet oldu. Mitolojiden, sembollere ve bilinen öğretilerden bilinmeyenlere uzantım, bedensellikten beden dışılığa, exoterik ile esoterik arasındaki bağlantılardan kendimi bilme’ye ve herşey olmaktan hiçbir şey olmaya’ya kararım, tüm bu hayatın sonucudur.

Yaşamım boyunca, Hz. İsa’nın, istediğiniz verilecektir, sözünü takip ettiğim ve Sokrates’in sorgulamalarını uyguladığım için mutluyum. Kabalist bir astrolog olan Gahl Sasson, astrolojik doğum haritamızın, Tanrı ile yaptığımız ilahi anlaşmanın yazıya dökülmüş hali, olduğunu söylüyor.  Ben, yükseleni Yay olan bir Kova burcu kadınıyım.  Tarot kartlarında Kova’nın Yıldız ile simgelenmesi gökyüzü ile ilişkimi, Yay’ın Denge ile simgelenmesi, arayışlarımın sebebini açıklayabilir. Bununla birlikte, 40 yaşında, tıpkı bir Kartal’ın kendini yenilemesi gibi, sadece kendim olarak ve ruhumu Sufi’liğe yakın hissederek, bildiklerimi paylaşarak ve ihtimalen son nefesime kadar öğrenmeye devam ederek, dönüşürken dönüştüren bir hayat yaşıyorum. Hz. Mevlana’nın dediği; her birimizin kalbine hayat yolumuzun konduğu, gerçeğini deneyimledim. Ve kendi Yol’umda  ilerlemek için gereken Bilgi, Güzellik ve Güç’ün benimle birlikte olduğunu da biliyorum.

Profesyonel olarak, bir mediatörüm. Ama kendimi hayattan keyif alan bir düşünür ve şifacı olarak tanımlıyorum. Galiba bu sebeple, Hayatla İletişim tüm öğrencilerime anlatmaya çalıştığım şey. Çünkü kırk yılın sonunda öğrendim ki hayat, onunla kurduğumuz iletişimin kalitesi oranında bizimle iletişiyor. Bununla birlikte, Maslow’un kendini gerçekleştirmiş İnsan-ı Kamil’i olabilmek için, günümüzün pek moda olan  1-Günde Mükemmeliyet veya Sır diye adlandırılan tekniklerinin ötesinde,  Bütünsel İyilik Durumu yaratmak gerekiyor; yani zamana yayılmış bir mekan-beden-akıl ve ruh birliği.

Herkesin biricik dünyası, kendi anlayışı ile sınırlı  ve hepimizin alabilme kapasite de, verme kapasitemizle doğru orantılı. Bu sebeple belki de, Hz. Ali’nin bilgeliğinde, beni tutsak edecek maddiyata değil, Kova ve Yay ruhumla, beni özgürleştirecek bilgiye sahip olmayı seviyorum. Ve Oku, Kur’an-ı Kerim’in ilk emri değil mi?

Sözün özü, dönüşümlerin yaşı kabul edilen 40 yaşında ben, Ben olmanın keyfini yaşıyorum. Dilerim, kendi olmayı hedefleyen veya bunu gerçekleştirmiş olanlarla yollarımız kesişir.

Sevgiyle,