“Mediasyon, iki veya daha fazla kişi veya grup arasında oluşan farklılık veya çatışmayı mahkeme dışı çözmeye ve taraflar arasında anlaşma sağlamaya yönelik, tarafsız bir üçüncü kişi; mediatör tarafından yürütülen gönüllü, kabul edilebilir, bağlayıcılığı anlaşma olmasıyla, icra yeteneği ise tarafların isteği ile belirlenebilen gizli bir müzakere sürecidir.” 21yy’da Arabuluculuk: Mediasyon
Merhabalar!
Ben bir mediatörüm; yani müzakereci ve arabulucuyum. Türkiye’ye döndüğüm günden beri ülkemde mediasyonu desteklemeye ve tanıtmaya çalışıyorum. Bu alanda uluslar arası profesyonellerle eğitim programları geliştirerek eğitimler verdim, mediasyon merkezlerinin kurulmasını destekledim, konferanslar düzenledim, Sincan Tutukevi Projesi ile 18 yaş altı tutuklu çocuklara ve tutukevi çalışanlarına mediasyonu öğrettim, Okul Mediasyonu ve 21.yy’da Arabuluculuk: Mediasyon isimli iki kitap yazdım…
Mediasyonun başarısına olan inancım ve beni destekleyen ulusal ve uluslar arası uzmanların da katılımıyla, halen bu alanda eğitim ve tanıtım faaliyetlerine devam ediyorum.
Doğrusu başlangıçta pek çok insan mediasyonu meditasyonla veya medya ile ilişkilendirdi. İlk olma cesaretine sahip bazı öğrencilerimin kafalarının içinde “acaba bu sistem Türkiye’de çalışır mı?” sorusu vardı. Mediasyonun ne olduğunu bilmeyen bazı hukukçular, mediatörlük mesleğinin uygulanmasıyla, kendi alanlarına müdahale edildiğini düşündüler.
Geleneksel arabuluculuk, elbette her kültürde olduğu gibi, Türk kültüründe de yer alıyordu. Ve gün geldi, yurt dışında profesyonel bir meslek olan mediatörlük, Türk hukuk sistemindeki son değişikliklerle Türkiye’de de uygulama alanı bulmaya başladı.
Yargıda mediasyon uygulamasını geleneksel arabuluculuktan ayıran en önemli özellik; mediasyonun nasıl ve kimler tarafından uygulanabileceğinin kanunlarla belirlenmiş olmasıdır. Yargıda arabuluculuk, mahkemeye ulaşmış veya şikayet aşamasına gelmiş davalarda mediasyon uygulamasına izin verir. Genel olarak mahkeme sürecinde çalışacak profesyonellerin, o ülke kurallarına uygun olan arabuluculuk eğitimlerinden geçmiş ve mediatörlük siciline kayıt yaptırmış kişiler olmaları beklenir.
O halde çok genel olarak üç tür mediatörden söz edebiliriz: İlki, geleneksel kabul edebileceğimiz ve hepimizin bir şekilde tanık olduğu, tam tarafsız olmayan arabuluculuk, ikincisi mahkeme sürecine dahil olan ve kurallarla belirlenmiş, uzlaşma gibi tavsiye niteliği olan veya arabuluculuk gibi tarafsız mediatörlük ve sonuncusu da, mahkemelere bağlı çalışmak istemeyen ancak bu alanda uzmanlaşmış kişilerin yürüttüğü tarafsız arabuluculuk. Ben, bu saydıklarım arasında sonuncu gruba giriyorum. Herhangi uyuşmazlık veya çatışması olan kişi veya şirketler, henüz mahkeme aşamasına gelmeden bir alternatif olarak mediasyonu denemek istediklerinde, taraflar olarak veya avukatlarıyla birlikte, bana başvurabilirler. Taraflar, etik kurallar çerçevesinde ve tarafsızlık ilkesi gereği, bir mediatör olarak, onlara herhangi tavsiye vermeyeceğimi baştan kabul ederler.
Uzmanlık alanlarım Şirket/Ticari/İşyeri Mediasyonu ve Kültürlerarası Mediasyon’dur.
|